Yaz geldiğinde üç ay boyunca güneyde kalmak isteyen ben, bu isteğimin aksine hiç İstanbul'dan uzaklaşamıyorum. Madem İstanbul'dan gidemiyorum bari evimden uzak bir yere gideyim diyerek haftasonu kaçamağı için 27-28 Ağustos tarihlerinde Grand Hyatt Taksim'de bir gece konakladım.

Odamın Boğaz manzarası müthişti. Bakmaya doyamadım. Tüm gün odamda takılabilirdim. Ancak güzel havayı kaçıramayacağım için Hyatt'ın büyük havuzunda vakit geçirmeyi tercih ettim.  

34 Restaurant - Grand Hyatt İstanbul

İftar için otelin yeni açılan restoranına gitmeye karar verdik. Hyatt Oteli aslında restoran konusunda biraz muzdarip. İlk açılan İtalyan restoran Spazio kapandıktan sonra Agora Restaurant açılmıştı. Ancak Agora da bir süre hizmet verdikten sonra geçen yıl kapandı. Yerine açılan 34 Restaurant ne kadar uzun süreli olur bilemem. Adı İstanbul'u çağrıştırsa da sunduğu yemekler hem Türk hem de Akdeniz mutfağından.

Lobinin bir üst katında yer alan restorana adımımı atar atmaz büyülendim. Açık mutfak anlayışıyla hizmet veren restoran tam bir uzay üssü gibi. Bir tarafta 40'tan fazla peynir çeşidi sunan şarküteri, bir tarafta taze sıkılmış meyve suları. Bir yanda tatlılar, öte yanda ızgaralar. Her birini gördükçe iştahım daha da açıldı.

34 Restaurant - Grand Hyatt İstanbul 34 Restaurant - Grand Hyatt İstanbul
34 Restaurant - Grand Hyatt İstanbul 34 Restaurant - Grand Hyatt İstanbul
34 Restaurant - Grand Hyatt İstanbul

 

Açık mutfak konseptini seviyorum. Yemeğimin hangi koşullarda hazırlandığını görmek hem heyecan verici hem de iştah kabartıcı. Önemle belirteyim ki, hiçbir koku birbirine karışmıyor. Havalandırması kesinlikle çok iyi. Yoksa açık mutfak içinde oturup yemek yemek rahatsız edici olabilirdi.

34 Restaurant - Grand Hyatt İstanbul

Bu ahengi yöneten executive şef uzun yıllardır Hyatt otellerinde çalışan bir İtalyan. Adı Fambio Frambilla. Özellikle tatlılar onun eseri.

İçeride oturmak istemiyorum diyenler için bahçe seçeneği mevcut. Serin bir yaz akşamında iftarımızı açmak istediğimiz için açık havada oturmayı tercih ettik. Bahçede masa sandalyelerin dışında sahte şömineler ve koltuklarla oluşturulmuş sıcak bir ortam var. Kimi misafirler sandalye yerine koltuklarda oturmayı tercih ettiler.

İftariyelikler masamızda hazır ve nazır bizi bekliyorlardı. Tereyağı+tulum peyniri, hurma, zeytin ve bal+kaymak. Yanında bir sepet dolusu Ramazan pidesi. 

34 Restaurant - Grand Hyatt İstanbul

Çorba da açık büfeye dahil. Yani çorbanızı kendinizin alması gerekiyor. Tek bir çorba seçeneği var; Mercimek Çorbası. İyi bir seçim. Ve lezzetli. Mercimek çorbasının lezzetli olması için kullanılan salça ve baharatların mercimeğin tadını gölgelememesi lazım.

34 Restaurant - Grand Hyatt İstanbul

Şarküteri ürünleri taptaze. Kaşar peyniri, pastırma ve sucuk, yanında domates iyi bir seçim oldu.  Zeytinyağlılar ve mezeler bölümünden ise yine klasik tatları seçtim. Patlıcan mezesi, yaprak sarması, haydari ve kısır. Ne yalan söyleyeyim, şu yaşıma kadar yaprak sarmasını annem gibi güzel yapanına rastlamadım. Büyük yaprak sarmasından ziyade, parmak kalınlığında olanları seviyorum. Tabii içinde kuş üzümü gibi tatlı katkılar olmamalı. Sarmanın tatlı olmasını anlayamıyorum. Geri kalan mezeleri lezzetli.

34 Restaurant - Grand Hyatt İstanbul     34 Restaurant - Grand Hyatt İstanbul

34 Restaurant - Grand Hyatt İstanbul

Ana yemek öncesi karnımı çok fazla doyurmak istemedim. Çünkü ana yemek bölümünde ustanın hazırladıklarını görünce aklım onlarda kaldı.  Büyük bir tabağa özenle hepsini yerleştirdim. İnce bir yufkayla yapılmış ıspanak böreği, fındık lahmacunlar, ızgara tavuk/biftek, adana kebap... Hepsi çok lezzetliydi. Özellikle ıspanak böreğine ve adana kebaba bayıldım.

34 Restaurant - Grand Hyatt İstanbul

34 Restaurant - Grand Hyatt İstanbul     34 Restaurant - Grand Hyatt İstanbul

34'ün tatlı bölümünde kendimi kaybettim. Çeşit çeşit turtalar, cheesecake'ler, cupcake'ler, şerbetli tatlılar... Ve en önemlisi dondurma. Dondurmaların hepsi İtalyan şefin tarifinden ve günlük yapılıyor. İçerisinde hiçbir katkı maddesi olmadığı için dondurma kaba konduğu an eriyor. Fıstıklı baklava, şekerpare ve fıstıklı tel kadayıftan oluşan tabağımı silip süpürdükten sonra koşa koşa dondurmamı almaya gittim. Sonuç: mükemmel bir lezzet. Limon ve nane ikilisinden yapılmış taptaze ve insanın içini açan bir tat. Ben ekşi bir tat sevdiğim için baştan uyarayım. Kimine çok ekşi gelebilir. Limonata içiyor gibi hissedebilirsiniz. Çünkü ağzınıza attığınız an eriyor. 

34 Restaurant - Grand Hyatt İstanbul 34 Restaurant - Grand Hyatt İstanbul
34 Restaurant - Grand Hyatt İstanbul 34 Restaurant - Grand Hyatt İstanbul
34 Restaurant - Grand Hyatt İstanbul 34 Restaurant - Grand Hyatt İstanbul
34 Restaurant - Grand Hyatt İstanbul

 

Genel olarak, 34 Restaurant'ın açık büfe iftarını sevdim. Tek sevemediğim ise demleme çayları! Çay resmen haşlanmış su tadındaydı! (Hyatt yetkilileri sosyal medyadan yapmış olduğum haykırışlara kulak vererek çayı değiştireceklerini belirttiler. Yazımı geç yazdığım için konaklamam sonrası gerçekleşen bu gelişmeyi de belirtmek istedim.) 

Kişi başı 85 TL. Fiyatı yüksek bulanlar olabilir ama lezzet ve servis bakımından kusuru az. Otel iftarlarını denemek isteyenler için iyi bir seçim olabilir.

YORUMLAR YORUM YAP

Bu mekan için daha önce yorum yapılmadı. İlk yorum yapan olmak için tıklayınız.